top of page

KİTAP HAKKINDA

Mustafa Kemal Atatürk, yalnızca tarihsel bir dönemin lideri değildir. O; aklı, bağımsızlık iradesi, siyasal vizyonu ve şahsına münhasır karakteriyle - karizmasıyla - modern çağın en tutarlı, en dönüştürücü ve en vizyoner kurucu figürlerinden biridir.

O’nun ortaya koyduğu düşünce sistemi, bir ulusun kaderini değiştirmekle kalmamış; aynı zamanda bağımlılık ilişkileri üzerine kurulu küresel düzen açısından yapısal bir meydan okuma niteliği taşımıştır ve bu durum hala da devam etmektedir.

Bu nedenle uluslararası platformda Atatürk’e duyulan saygı, çoğu zaman samimi bir tarihsel takdirden ziyade, kaçınılmaz bir kabulün ifadesidir.

Küresel güç mimarisine yön veren aktörler, söylem düzeyinde demokrasi, insan hakları ve eşitlik ilkelerini merkeze alırlar. Ancak uygulamada bu ilkelerle sistematik biçimde çelişen politikalar üretirler. Bu çelişki, istisnai bir sapma değil; aksine mevcut emperyal düzenin işleyiş mantığının doğal bir sonucudur. zira, emperyal sömürü elitleri tarafından kurgulanan bu ekonomik bağımlılık mekanizmaları, bölgesel istikrarsızlık üretimi ve seçici müdahale pratikleri, hala bu yapının sürekliliğini sağlayan temel araçlardır. Bunlar olmadığı takdirde emperyal sömürü düzeninin var olması mümkün değildir.

Bu bağlamda tüm bu düzene karşı duran – durmuş olan ve durmaya devam eden Atatürk’çü ya da Kemalist düşünce sistemi, yalnızca alternatif bir kalkınma pratiği değil; aynı zamanda bu çelişkili düzeni teşhir eden, bu düzeni eleştiren ve çözüm sunan bir ideoloji olma vasfına sahiptir.

Kemalist İdeoloji de diğer ideolojiler gibi diğer ideolojileri eleştirir, sorgular ve alternatif çözümler sunar.

Bu bağlamda Kemalisr İdeoloji bünyesinde; bir toplumun nasıl yönetilmesi gerektiğine, ekonomik düzenin nasıl kurulacağına, birey - devlet ilişkisinin nasıl şekilleneceğine ve adaletin nasıl sağlanacağına dair sistematik, tutarlı ve bütüncül bir düşünce silsilesi barındırır.

Bu itibarla Kemalist İdeolojik Model yalnızca bir fikirler bütünü değil; aynı zamanda bir yön verme ve uygulama aracıdır ve özünde tüm akademik tanımlamalara uyan şekilde bir ideolojidir.

 

Bu çerçevedek Kemalist İdeoloji;

• İnsan, toplum ve devlet hakkında temel kabuller içerir ve bu içerik dahilinde insanlığa bir dünya görüşü sunar.

• Diğer ideolojilerin aksayan, sapan ve savrulan uygulamalarına eleştiri getirir, bu çerçevede her sahada aksamayacak ve toplumun geneline hizmet edecek şekilde nasıl bir düzen kurulacağını tarif eder ve hedef belirler.

• Belirlediği hedefe – hedeflere nasıl ulaşılacağını gösterir ve bu yolculuk için bir yöntem önerir.

• Halk egemenliğini, eşitliği öne çıkararak kurulacak düzeni haklılaştırır ve kendisine meşruiyet üretir.

 

Ayrıca:

Varlık sebebi itibariyle Kemalist İdeoloji;  bağımsız karar alma kapasitesini merkeze alarak dışa bağımlılığı reddeder, tam bağımsızlığı savunur.

Bu sebeple  Kemalist anlayışta egemenlik sadece soyut  bir ilke olarak ilan edilmez; kurumlar, kurallar ve işleyen mekanizmalar aracılığıyla fiilen halka teslim edilir.

Emperyalizme ve emperyal sömürü düzeninin her türlüsüne karşı durur, halkların yaşam hakkına, doğaya, kadına, bilime, çağdaş ilkelere saygı duyar.

Halkı - halkları din, mezhep, ten rengi, cinsiyet, ırk temelli bölmez, sınıflara ayırmaz ve insanlığı bu ayraçları kullanarak kategorize etmez.

Laiktir, İlahi olanla dünyevi olanı birbirinde ayırır. Ne siyasetin dini kirletmesine ne de dinin siyasete konu edilerek yozlaşmasına izin vermez.

Bölücü, parçalayıcı değil, kapsayıcı, bütünleştirici ve saygılıdır.

 

Barış yanlısıdır.

 

Bu itibarla, mevcut küresel düzenin sürdürülebilirliği ile diğer ideolojilerin problem yaratmaya evrildiği noktalarda bu ideolojik modellerle doğrudan bir gerilim ilişkisi içindedir ve bu küresel düzene yön veren bu ideolojilerin en büyük alternatifi ve en güçlü rakibidir.

Bu sebele Kemalist İdeoloji hala; doğrudan karşıtlık ve karşı duruş üzerinden değil, kontrollü kabul ve sınırlı övgü üzerinden yokmuş gibi davranılarak görünmez kılınmaya ve etkisizleştirilmeye çalışılmaktadır.

Bu noktada; uluslararası düzeyde Atatürk’ün şahsına yöneltilen saygı, sembolik takdir mevcuttur. Fakat bu sevgi – saygı, O’nun onun düşünsel mirasının sistematik biçimde daraltılması ve işlevsizleştirilmesiyle birlikte ilerlemekte – ilerletilmektedir.

Zira bu takdir tamamen ortadan kaldırıldığı takdirde, söz konusu aktörlerin kamuoyu önünde savunduklarını iddia ettikleri özgürlük, halk egemenliği, eşitlik, demokrasi…gibi değerlerle açık bir çelişki doğacağı ve özde kendi içindeki yalanlarının ifşa olacağı açıktır.

Bu nedenle ortaya çıkan yaklaşım, yüzeyde bir saygı üretirken derin yapıda ideolojik içeriği sınırlandıran çift katmanlı bir işleyişe sahiptir.

Nitekim bu durum, rastlantısal bir tutumdan ziyade, belirli bir süreklilik ve yönelim gösteren stratejik bir manipülasyon biçimi olarak değerlendirilmelidir. Bu manipülasyon, doğrudan reddetmek yerine seçici kabullenme ve kontrollü temsil yoluyla işlemekte; böylece hem eleştirel tepkiyi minimize etmekte hem düşüncenin dönüştürücü kapasitesini zayıflatmakta ve hem de uyutulanı uyandırmamaktadır.

Dolayısıyla sömürü düzenini elinde tutanların işlettiği bu süreç, açık bir karşıtlık değildir. Kontrollü kabul üzerinden işleyen, yüksek düzeyde rasyonelleştirilmiş bir ideolojik araçsallaştırma – ideolojik yönlendirme – mekanizmasıdır.

Örneğin:

Amerika Birleşik Devletleri örneğinde olduğu gibi perde önünde demokrasinin beşiği, eşitliğin vatanı ve/fakat perde arkasında emperyalist bir tahakküm aktörü olan bu devlet; bir yandan dünyayı sömürgeleştirirken, en ağır katliam ve çatışmalara imza atarken diğer yandan Atatürk’ü sahnede överek kendini Atatürk tarafından sunulan yüksek değerlerle (Hak, adalet, eşitlik, demokrasi…) özdeşleştirmekte ve  böylece kamuoyu önünde kendisine meşruiyet devşirmektedir.

Sonuçta ortaya çıkan tablo; görünürde saygı ve meşruiyet üreten, ancak gerçekte ideolojik içeriği nötralize eden, sistematik ve çok katmanlı bir yönlendirme pratiğidir.

Şüphesiz ki Kemalizme - Kemalist İdeoloji’ye karşı yöneltilen – işletilen bu manüplasyon sürecimn yalnızca dış dinamiklerle açıklanması da yeterli değildir.

İçeriden gelen saldırılarla da Kemalist düşüncenin yüzeysel yorumlara indirgenmesi, kavramsal olarak içinin boşaltılması ve zamanla içeriksiz bir aidiyet alanına dönüştürülmesi; en az dış müdahaleler kadar etkili ve belirleyici olmuştur.

Ancak Kemalizm – Kemalist İdeoloji, tarihsel bir hatıradan ibaret değildir. Aksine; akılcılık, bilim, toplumsal eşitlik ve tam bağımsızlık ilkeleri üzerine kurulu, kendi içinde tutarlı bir ideolojik modeldir. Aynı zamanda bu model - sistem, klasik ideolojilerin aksine katı dogmalara değil; değişen koşullara uyum sağlayabilen, ancak temel ilkelerini koruyan bir esnekliğe de sahiptir. Bu özellik, onu yalnızca geçmişe ait bir model olmaktan çıkararak, günümüz ve gelecek için de geçerli bir referans haline getirmektedir.

Bu kitabın yazılma fikri işte tam da bu noktada doğmuştur.

Bu çalışma, mevcut olan ya da yürürlük süresi sona eren ve fakat iz bırakan ideolojik sistemleri karşılaştırmalı bir analiz çerçevesinde ele almakta; Kemalist düşüncenin neden özgün ve bütüncül bir model sunduğunu ortaya koymayı hedeflemektedir.

Aynı zamanda bu kitap Kemalist düşüncenin – Kemalist İdeoloji’nin içeride ve dışarıda neden hala belirli çevreler tarafından sürekli olarak sınırlandırılmaya, yeniden tanımlanmaya veya görünmez kılınmaya çalışıldığını da tartışmaktak ve bu noktadakim gerçekleri açığa çıkarmaktır.

Kitabın temel amacı; Atatürkçülüğün yalnızca tarihsel bir bağlılık biçimi olmadığını, yeniden üretilebilir ve uygulanabilir bir düşünce sistemi olduğu hususunu eksik bırakmadan, somut deliller sunarak okuyucuya ve kitlelere göstermek ve bu gerçeği tekrar hatırlatmaktadır.

Bu çerçevede bu çalışmada Kemalist yaklaşım, hem teorik hem de pratik düzeyde yeniden değerlendirilmekte; mevcut küresel ve yerel dinamikler ışığında sistematik bir şekilde yeniden incelenmektedir.

Bu çalışmaları yapmak, bu konuda sesimizi duyurmak, var olmak mücadele etmek,  gerekirse demokratik direnç oluşturmak kendini Atatürkçü, Kemalist, Kemalist ideoloji yanlısı sayan her kimliğin görevi olmalıdır.

Çünkü:

Geçmişle bağını koparan toplumlar yönünü kaybeder; geçmişi doğru analiz edemeyenler ise aynı hataları farklı biçimlerde tekrar etmeye mahkûm olur.

Kemalist düşünceyle başlayan mücadele, tarihsel olarak tamamlanmış bir süreç değil; aksine, biçim değiştirerek devam eden, hala saldırı altında olan bir zihinsel ve yapısal mücadeledir. Bu nedenle mesele, yalnızca geçmişi anlamak değil; o geçmişten hareketle geleceği kuracak iradeyi ortaya koyabilmektir.

Son tahlilde açıkça ifade edilmelidir ki;  Atatürkçülük, yalnızca sembolik bir bağlılık ya da tarihsel bir saygı ifadesi değildir. Atatürkçü olmak, Kemalist olmakla; Kemalist olmak ise Kemalist ideolojiyi bilmek, anlamak ve hayata geçirmekle mümkündür.

Nitekim Mustafa Kemal Atatürk’ün de ifade ettiği üzere, O’nu görmek; sadece O’nun yüzünü görmekten ibaret değildir. Esas olan O’nun O’nu anlamak, O’nun fikirlerini – O’nu - yaşatmaktır.

Çünkü Kemalizm, özünde sistematik bir düşünce bütünlüğüne sahip, ilkeleri ve hedefleri tanımlı bir ideolojidir. Bu gerçek göz ardı edildiği sürece Atatürk, yalnızca anılan bir figür olarak kalacak; ancak düşüncesi dönüştürücü gücünü yitirecektir.

Bu nedenle mesele, hatırlamak değil anlamak; anlamak değil anlatmak ve uygulamaktır. Şimdi zaman; bu düşünceyi yeniden kavrama – hatırlama - ve onu çağın koşulları içinde hayata geçirme zamanıdır.

Dolayısıyla; Atatürkçü olmak sadece yakaya takılan rozetten ibaret değildir. Atatürkçü olmak; Kemalizme inanmak, Kemalist ideoloji’yi öncelemek ve bu çerçevede emek sarfetmek, mücadele etmek ve gerekirse direnç göstermektir.

Yani:

Atatürk’ün izinden gidiyorum diyebilmek için; “Ey Türk gençliği! Birinci vazifen; Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti’ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir” sözünde belirtilen bu görevi kabul etmek ve bu sorumluluğu üstlenmek gerekir.

Unutmayalım : Bu dava, inanmakla değil; onu yaşatacak iradeyi göstermekle var olacaktır. Bugün susanlar yarın hüküm veremez; tarih, sadece sorumluluğunu yerine getirenleri yazmıştır…

Sizlerde; oku - yun. Korkma -yın. Mücadele Edin. Demokrasi ve Kemalizm' den ayrılmayın…

Hadi başlayalım !

© 2026 by WWW.KEMALİZMİNKAVGASİ.COM / HASAN BASRİ COŞKUN

bottom of page